Posted on Temmuz 6th, 2009 by Papyon.
Categories: Gunce, Günlük Delirmeler.
2 Temmuz 2009 Cumhuriyet Kitap Ekinde; Selçuk Altun “Kitap İçin…” LXXVII numaralı yazısında; nelerden, kimlerden nerelerden bahsetmemiş ki? Oray Eğin’den, Cem Uzan’a, oradan Mehmet Y.Yılmaz’a kadar. Ahmet Altan’dan Ufuk Güldemir’e falan…Ben bu kadar isimi onun sayesinde ardı ardına sıraladım. Ama dikkatimi çeken bu isimler değil de şehirler oldu. Şöyle diyor: “…1906Bir küresel araştırma şirketine göre “yaşam kalitesi” açısından dünyanın ilk on kenti: 1.Viyana 2.Zürih 3.Cenevre (-ki burada 2 iki kere yazılmış) 4.Vancouver 5.Auckland 6.Düsseldorf 7.Münih 8.Frankfurt 9.Bern 10.Sydney. Bir Not: bu küresel şirket mi Selçuk Altun’mu bilmem ama bazı kentlerin isimlerini kendi dillerinde ya da İngilizce yazıyor ama bazılarını Türkçe okundukları gibi yazmış… Sonra yazı devam ediyor; kriterlerden falan bahsedilmiş. Bunlardan sonra kendi 10 kentini sayıyor S.Altun: …….1.Venedik 2.İstanbul 3.New York 4.Londra 5. San Francisco 6. Amsterdam 7. Paris 8. Lüzern 9. Buenos Aires 10.Düsseldorf. Merak ettiği birkaç kent ismini de listeye eklemiş. İlkin insan biraz kıskanıyor sonra yazının (köşenin) adına takılıyor; “Kitap İçin” bağlantı deniyor falan derken….1909 numaralı bölümde Bir yazısından anımsadığıma göre Doğan Hızlan (doğ.1937) Venedik’i geçen yıl bir davete icabet ettiğinde ilk kez görmüş şaşırdım! <güven Turan (doğ1943) ise daha görecek! İkisinin de estet’lik notlarından bir ölçü kırdım Efendim. Ben estet’lik notu nedir onu anlayamadım? Ama Doğan Hızlan deyince nedense aklıma şu anı geldi.
Bir imza günü; bir yazar arkadaşımla imza günü ve söyleşinin düzenlendiği kitapevinin alt katındaki sahaf bölümünde kitaplara göz atıyoruz; şimdi ismini vermek istemediğim (onu ya da anısını kırmak istemediğim için) gerek de görmediğim bu yazar arkadaş birden o eski kitaplar arasında ilk kitabının bir kopyasına rastlıyor. Heyecanla alıyor eline, bir de ne görelim? Doğan Hızlan’a imzalayıp gönderdiği kopya. Buruluyor biraz, fazla uzatmıyoruz, üzerine de çok konuşmuyoruz ama sessizce herkes istediğini düşünüyor…O sırada ben Doğan Hızlan’ın hangi kente gidip gitmediğini düşünmüyorum ama…Ya da Selçuk Altun’un vereceği ya da kıracağı Estet’lik notunu da düşünemiyorum.
Paylaşmak istedim.
Papyon Tayfun TÜRKKAN.
Posted on Mart 15th, 2009 by Papyon.
Categories: Günlük Delirmeler.
Bence internet ve cep telefonundan sonra YY’ın buluşudur XANAX.
Posted on Mart 14th, 2009 by Papyon.
Categories: Gunce.
Seçim propagandalrında en çarpıcı fikir bence Karayalçın’ınki;”Yapmamız gereken ilk çalışma Ankara’yı tedavi etmek ve yeniden yaşanabilir bir kent haline getirmektir. Ankara’ya iddiasını ve itibarını yeniden kazandırmaktır. Bunun için önce bir acil tedavi planı yapılması zorunluluk halini almıştır.”
Destekliyorum. Başarılar KARAYALÇIN.
Posted on Mart 14th, 2009 by Papyon.
Categories: Günlük Delirmeler.
İyi Geceler.
Posted on Mart 14th, 2009 by Papyon.
Categories: Gunce, Günlük Delirmeler.
WC Alaturka zamanlar. Kapısında her erkek pipo içer,içecek,içmelidir önermesi bile olmayan kokulu pis tuvaletler vardı. En çok da şehirlerarsı yollardaki benzin, çay,çiş istasyonlarında. Sinekler uçuşturan. Her tarafı bok içinde. Hala var mı sahi? Neyse+++ daha önce sıçanların o tuvalet taşına yapıştırdığı bokları sidiğimle sökmeye temizlemeye çalışmak gibi (çişin o naif tazyiğiyle) bir oyun oynardım. Benden başka oynayan olmuş mudur?
Posted on Mart 12th, 2009 by Papyon.
Categories: Gunce, Günlük Delirmeler.
Bir de sümüğün, hani tam sümüksü diye tarif edilen bir kıvamı var. Hani ucu kuru tutup çekersiniz ama ardında tatlı bir hazla o yapışkan sıvı esner esner sonra bir kopar…Elinize yapışır yuvarlar durursunuz ayrılmaz…Umarım yakınlarda bir kağıt mendil vardır. Yoksa su da yok. BİTTİ BİTECEK, sümüklü olacak gelecek nesil.
Posted on Mart 12th, 2009 by Papyon.
Categories: Günlük Delirmeler.
Kızılırmak suyu apartmanların borularını çürüttü. Çevremde ve kendi oturduğum dahil birçok apartman boru tesisatlarını yeniliyor, binlerce liralık bu maliyet,susuz günler ve yenilenme için kime teşekkür borçluyuz dersiniz? IMG…Arsenikli falan da olsa biz alışmıştık o çamura…
Posted on Mart 12th, 2009 by Papyon.
Categories: Günlük Delirmeler.
elini burnuna sokup, kurumuş sümükleri koparıp fırlatmak kadar zevklidir; yatıp kapatıp gözleri düş kurmak.
Posted on Ocak 11th, 2009 by Papyon.
Categories: Günlük Delirmeler.
Keşke sadece seyretmesek…

Fotoğraf:” O an”
Posted on Temmuz 19th, 2008 by Papyon.
Categories: Günlük Delirmeler.
Bugün yukarıda fotoğrafını gördüğünüz Alış-Veriş ya da Amaçsızca Geziş ya da Şuursuz Alış Merkezinde…İyi giyimli genç bir hanım elindeki kullanılmış kağıt peçeteyi etrafına bakınıp çaktırmamamaya çalışarak, el çabukluğuyla oracığa fırlatıverdi. O ışıl ışıl tertemiz ve şık mekanda, evet. Ben de yakın takiple ayağımla sürükleyerek peçeteyi peşinde dolaştırdım ve başka bir mağaza çıkışında “Lütfen bunu çöpe atar mısınız?” ricasında bulundum. Tepki beni dumur etti. “Siz görevli misiniz?” Yanlış yaptığının farkında ancak karşısında sıradan bir sivilin yaptırım gücü yok, ama otoriteyi simgeleyen biri ise iş başka. “Evet, görevliyim” dedim ve ekledim;”Rica ederim şunu al ve çöpe at” İkna olması epey zaman aldı, bir ara çantasının fermuarına davrandı neden anlayamadım. Ya babasını arayıp beni şikayet edecek ya da belki biber gazı falan çıkaracaktı bilemiyorum. Sonunda “Etrafta çöp kutusu yok” gibi şikayetlerinin boş olduğunu ve çöpe 20 cm mesafede olduğumuzu gösterince:”Bunu çöpe atacağım ama size saygımdan değil, kendime olan saygımdan” deyiverdi. Ben de ekledim:”Lütfen o saygıyı yitirme” Ne dese beğenirsiniz “Terbiyesizleşme” …Açıkladım; (sanki) bu değil sizin yaptığınız terbiyesizlikti, ben kendinize saygı duymanızı beğendim ve :”Lütfen o saygıyı yitirmeyin” dedim. Neyse uzun lafın kısası, İMelihG ‘nin parklarında kaydı mı kaymadı mı bilmem bu kız ama yaptığı şey, tipi ve kılık kıyafetiyle hiç bağdaşmıyordu. Gel de delirme!